Arkadaşım anlatıyor, dikkatle dinliyorum..

..genelde anlarım anlatılanı, yaşamasam da, bana uzak olsa da..

..ama anlattığı şeyi anlayamıyorum…

.içindeki boşluk hissinden bahsediyor..

“böyle, bir şeye üzülür, kızar, sevinir, güler, heyecanlanırsın ya mesela..

..hiçbirinden eser yok” diyor..

..var gücümle dinliyorum…

..ama anlattığı duyguyu hissedemiyorum, anlayamıyorum..

..yalandan bir şeyler söylemek, akıl vermek, anlamış gibi yapmak hiç benlik değil..

..beceremem de..

..zaten beni çok iyi tanıyan bir arkadaşım bu, yemez..

..yüzüne bakıyorum..

..yüzüme bakıyor..

..bir şey bekliyor..

..bir anda aklıma gelenler dilimden dökülüyor..

“bu İngilizler, “space” kelimesini, hem boşluk hem uzay için kullanıyorlar..

..tuhaf değil mi..” diyorum..

..içinde her şey olan koca bir kavrama da..

..kelimeler arasındaki küçücük boşluğa da, sen tut aynı adı ver..

..salak, diyor..

..hani, şu sevgi sözcüğü olan salak’ lardan😂

..gülüyor, beni iyi tanıdığı için öyle şaşırıp, garipsemiyor..

..kafasının biraz dağıldığını hissetmek güzel….

..yani, diyor, biz en azından uzaya uzay demeyi akıl etmişiz..

..aferin bize😂

..bu arada..

..öbürünün adı boşluk mu emin olamıyorum..

..arkadaşım, onun adı “espas” diyor..

..ilk defa duyuyorum..

..güzel bir tınısı var..

..espas..

..kelimeler arasındaki boşluk..

..sevdim..

..kahvemizi bitirip kalkıyoruz..

..boşluklar orada kalıyor..

Yazıyı Paylaş